• 10.11.2021 11:51

Düzce 22 yıl önce il oldu. 22 yılda, kaç vali, kaç belediye başkanı, kaç milletvekili geldi geçti…Kimi yaptığı icraatlarıyla, kimileri de yapmadıklarıyla anıldı.  22 yılda bürokratlar değişti, idareciler değişti ama Düzce’nin temel sorunları hiç değişmedi.

Her gelen taş döşedi, boru döşedi, parkı yıktı, parkın içine park yaptı, bahçe yaptı, yolu söktü yolun yerine yol yaptı, asfalt döktü.  Bunların içinde Düzce için gerçekten gerekli olanlar da vardı, lüzumsuz yere yapılanlar da. Nihayetinde herkes görev süresini tamamladı.

Ama şehrin makus talihi değişmedi!

Kimileri ise hiç gitmedi, eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağar misali döndü dolaştı karşımıza ‘akil insan’ yada ‘Beyaz Türk’ olarak yeniden dikildi.

Şehrin makus talihi dedik ya…

Bu şehrin yıllardır çözülemeyen, el atanların başarılı olamadığı, ya da hiç elini uzatmadığı, uzatmaya korktuğu temel iki sorunu var.

Biri “Hava Kirliliği” ve diğeri “İnsan Kirliliği”..

Özellikle kış aylarında nefes almanın bile neredeyse imkansız olduğu hava kirliliğine hangi kamu idarecisi, hangi belediye başkanı, hangi siyasetçi gelirse gelsin laftan başka çözüm üretmedi, üretemedi. Mevsimler geldi geçti ama Düzce’nin havası bir türlü değişmedi, kirlilikten kurtarılamadı.

Hava kirliliği kadar önemli olan Düzce’nin içini kirleten en önemli sorunu olan “insan kirliliği” konusunda da değişen bir şey olmadı.

AHLAK YOKSUNLUĞU

Bir tarafta ahlak yoksunu olarak DEDİKODU sevenler ve yapanlar, diğer tarafta bu dedikoduları dinleyip ardını arkasını öğrenmeden inananlar. Diğer bir tarafta ise, dedikodu yapan ve dinleyenlerin ne yaptığını anlamaya çalışmak için ömür geçirenler var.

En önemlisi sırf bu ahlaksızlar ve ahlaksızlıklar nedeniyle, çoluk çocuğunu bu kentte büyütmek istemeyenler var.

Bu şehirde kaostan, dedikodudan beslenenler var..

Şehrin temel sorunlarına kör ve sağır olup, laf ebeliğine gelince başrolde olanlar var..

İnsanların ardından iş çevirip, sonra karşısına geçip haberi yokmuş gibi sırıtanlar var..

Kumpasçılar var, şantajcılar var, itibar suikastçılığı yapanlar var…

Kulaktan kulağa dedikodu taşıyan, kendisine fısıldanan dedikoduları araştırmadan inanıp dedikodusu yapılanı savunma ihtiyacı hissetmeyen ama kendi ayağına basıldığında, ‘Yandım Allah’ diye bağıranlar var.

Bir oraya bir buraya geçenler var, kucaktan kucağa koşar adım oturanlar var.

Şehre yeni atanan bürokratı sahiplenenler,  gelen yatırımcıya çökmek isteyenler var.

Şehrin paçasından tutup düştüğü yerden çıkmasına müsaade etmeyenler var…

Siyasette, ticarette, bürokraside, belediyelerde her yerde bu saydıklarımdan var.

VAR DA VAR... VAR DA VAR!!!

ARTIK YETMEZ Mİ?

Şeyh Edebali’nin dediği gibi, “İnsanlar kulağından zehirlenir” misali artık her duyduğumuza itibar etmek yerine biri bize bir şey anlattığında yüzleştirmeyi seçsek…  “Senin başka işin gücün yok mu” diyerek ona prim vermemeyi denesek…  ÇOK MU ZOR?

10 fabrika az gezelim, 10 hizmet eksik yapalım, daha az yol, daha az park yapalım…. Bunun yerine ahlak yoksunluğunu, insan kirliliğini giderelim, giderecek adımlar atalım!

Ey şehri yönetenler!!!

Ey bu kentin kanaat önderleri!!! Bunu siz başlatmalısınız!! Bu kirliliğe sebep olanlar en çok bu makamların etrafına çörekleniyor ve aşağı doğru yayılıyorlar, çünkü icraat makamları sizlerin bulunduğu makamlardır.

Ey bu ilin sokaklarında yürüyen, evlerinde yaşayan, kurumlarında çalışanlar..

Sıfatımız, mevkimiz, makamımız her ne ise..

İnsanları bir birine kırdıranlara itibar etmeyelim!

Dedikodu ile iş yaptırmalarına izin vermeyelim!

Etrafınızı saran bu sarmaldan bir an önce kurtulun ve bu insanlığı zehirleyen, şehrin geleceğini çalan, enerjisini boşa tüketen soysuzları deşifre edin.

Hani Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın bir sözü var ya; 

“BİR BABAYİĞİT ARANIYOR!”…

İşte Düzce’de de bu ahlak yoksunluğuna DUR diyecek BABAYİĞİTLER aranıyor!

İşte o babayiğit siz olun!

Ve artık bu gidişata DUR! Deyin….