Dr. Cemil Keskin Yazısı
  • Dr. Cemil Keskin

    Dr. Cemil Keskin

ÇOCUKLARIMIZIN EĞİTİMİ

Tarih: 22.02.2021 Okunma: 1044 kez okundu

Değerli anne babalar.

Oxijen medya ile bir eğitim yazı serisi başlatıyoruz. Çocuklarımızın eğitimi konusunda edindiğimiz tecrübeleri sizlerle paylaşmak üzere bu fırsatı oluşturan Oxijen Medya yöneticilerine öncelikle teşekkür ediyorum. Bu köşedeki yazılarımızda eğitimle ilgilenen herkesin ilgisini çekebilecek yeni keşfedilmiş bilgiler, elde edilmiş tecrübeler sizlerle paylaşılacaktır.

Bu yazımızda belki de 100 yılda bir yaşanan bir salgın felaketi günlerinde çocuklarımızın eğitimi ve gelişimini yazacağız.

Salgın nedeniyle tedbirler kapsamında okullarımızı kapattık ve dijital eğitime geçtik. Dijital eğitiminin çocuklarımızı psikolojik, sosyolojik olarak nasıl etkilediği konusuna odaklanmalıyız.

Önce durum ortaya koyalım:

  1. Bu durum hareketsizlik demektir. Çocuklarımız hafta içi her gün ortalama 6 saat ekran karşısında kalmaktadır. Gelişme çağındaki çocuklarımızın kas gelişimi hareketsizlik nedeniyle normal zamana göre yetersiz kalabilmektedir.
  2. Ekran başında öğretim etkileşimsizlik demektir. Çocuklar bilgileri materyallere dokunarak, öğretmen ve arkadaşlarıyla bir grup düşüncesiyle duygularla bütünleştirerek öğrenirler. Çocuklar ilk anda  öğrenemedikleri durumlarda arkadaşlarıyla veya öğretmenleriyle ders dışı zamanlarda konuşarak öğrenmelerini tamamlayabilmektedirler. Ancak online öğrenme sürecinde fazladan iletişim fırsatlarından maalesef mahrumdurlar.
  3. Birebir etkileşimden mahrumiyet söz konusudur. Çocuklarımız okullarda arkadaşlarıyla birebir iletişime girerek kendi ailesinden farklı kişilik, tutum ve davranışlarla tanışırlar. Bu durum çocuklarımızın karşılaşabilecekleri her türlü kişilik, tutum ve davranışa karşı duruş geliştirmelerine yardımcı olur. Bu olayı sosyal virüslere karşı bir aşılanma gibi düşünebilirsiniz. Dolayısıyla çocuklarımız sosyalleşme sırasında karşılaşabilecekleri sorunlara karşı yeterince deneyim yaşayamamaktadırlar.
  4. Erken doyum, bıkma durumu ortaya çıkmaktadır. Çocuklarımızın sürekli ailesi ile bir arada bulunması aile bağlarının değerinin unutulmasına neden olabilmektedir. Eğer baskıcı ve mükemmeliyetçi bir anne-baba varsa çocuk-aile ilişkileri daha derinden olumsuz olarak etkilenebilmektedir. Sonuçta özlemekte önemli bir duygudur. Çocuğun anne-baba, öğretmen gibi otorite olmadan özgürce seçimlerini yapabileceği ortamlara da ihtiyacı vardır.
  5. İnsan olumlu olumsuz sonuçlar doğurmasına bakmadan her şeye alışabilir. Dolayısıyla uzun süreler ekran başında bulunmak bir ekran bağımlılığı oluşturabileceği gibi, çocuklarımızın bir bakayım diyerek girdikleri sitelerde sürekli haz ve keyif veren oyunlara bağımlılık geliştirmesi de mümkündür. Günümüzde normal şartlarda bile bir sorun olarak psikologların gündeminde olan internet bağımlılığı salgın şartlarında daha da derinleşme riski taşımaktadır.

Peki çözüm nedir?

  1. Elbette en doğru çözüm salgın tedbirlerinin alındığı sosyal ortamların geliştirilmesidir. Okullarımız tam kapanmaya gitmemeli haftada en az 2 gün tedbirlere uygun olarak öğrencilerimizin sosyalleşmesini sağlamalıdır.
  2. Öğretmenlerimiz öğrencileriyle park, okul bahçesi gibi açık ve geniş alanlarda temassız yüz yüze etkileşimlerde bulunmalıdır. Bu etkinlikler öykü okuma, drama vb olabilir.
  3. Ebeveynler çocuklarıyla açık hava etkinlikleri düzenlemelidir. Salgın tedbirlerinin uygulandığı açık hava müze ziyaretleri, milli park ziyaretleri, yürüyüş parkurları, masa tenisi gibi temassız sporlar olabilir.
  4. Açık havada temassız akraba ziyaretleri yapılmalıdır. Salgın döneminde korkularımız yenmeye katkı sağlayacak faktörlerden biri de birlikte mücadele duygusudur.

Bu salgın döneminde internet dünyasının sınırlayıcılığından kurtulup sağlıklı bir şekilde temassız etkileşimler gerçekleştirmemiz gerekiyor.  Çocuklarımızın hayat boyu ihtiyaç duyacakları deneyimleri kazanması onları aktif tutacak etkileşimlere ihtiyacımız var. Ümit, korku vb. duygular hayatın gerçeğidir. Ancak korku hakimiyetine girip yaşama sevincimizi kaybetmemek için sağlıklı etkinlikleri de ihmal etmemeliyiz. Özgürlüğü, seçmeyi ve sosyalleşmeyi asla bırakmamalıyız.

Huzurlu ve mutlu günler dileğiyle….

[email protected]




Facebook Yorumları.
Okuyucu Yorumları.
  • 0 Onaylı Yorum
  • 0 Bekleyen Yorum


    Sen de Düşüncelerini Paylaş!
    Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Düşüncelerini Paylaş.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Gunaydinduzce.com sorumlu tutulamaz.

Yazarın Diğer Yazıları