Gündem Haberi
Milletin Sesi Mehmet Akif

Milletin Sesi Mehmet Akif

12.09.2020 \\ Gündem Haberleri. \\ 0 onaylı yorum \\ 0 bekleyen yorum

       -2-

Değerli Dostlar,

Cumanız Mübarek olsun.

“Birtakım milletler veya devletler, millet olabilmek için kahraman ve tarih icat etmeye çalışırken bizim kültür, ilim, fikir

Ve siyaset hazinelerimiz olan büyüklerimizi

Karanlıkta bırakmak uygun olmaz.”

S.Hayri Bolay

 “Mehmet Akif demek bayrak demek, M.Akif demek millet demek, M.Akif demek “Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır!” demek. M.Akif demek, “Allah bu millete bir daha I·stiklal Mars¸ı yazdırmasın!” demek.

 M.Akif, I·stanbulluydu; Tu¨rk ogˆlu Tu¨rk, go¨gˆsu¨ iman dolu bir Mu¨slu¨mandı. M.Akif genc¸ yas¸ında yetimdi, bir sene sonra evsizdi. M.Akif, fakir ama gururluydu. Okul birincisiydi. M.Akif sporcuydu; kilometrelerce yu¨ru¨r, bogˆazı yu¨zerek gec¸er, meydanlarda gu¨res¸ tutardı. M.Akif veterinerdi. M.Akif usta bir hatip ve bu¨yu¨k bir s¸airdi, bas¸ta Tu¨rkc¸e olmak u¨zere do¨rt dile tam manasıyla ha^kimdi. Zalimi sevmez, zulmu¨ alkıs¸lamazdı. M.Akif mebustu, milli mu¨cadelede bir neferdi. M.Akif, vatan sevdalısıydı.

Mehmet Akif mertti, so¨zu¨ namustu; du¨ru¨sttu¨, hile nedir bilmezdi. M.Akif, “Budur cihanda en sevdigˆim meslek; So¨zu¨n odun gibi olsun hakikat olsun tek!” diyecek kadar ac¸ık so¨zlu¨ ve daima dogˆruydu. M.Akif kanaatkardı, alc¸akgo¨nu¨llu¨ydu¨; M.Akif, Kur’an’ı hem go¨nlu¨nde hem de hıfzında tas¸ıyan ahlakı gu¨zel insandı. Akif; kararlıydı, azimliydi, c¸alıs¸kandı. M.Akif, c¸elik imanıyla her zaman u¨mitvardı. Allah’a inanır, O’na gu¨venir ve O’na sıgˆınırdı.

Ye’se du¨s¸meyecek zerrece imanı olan;

Sade siz derdi bulun, sonra kolaydır derman. “Allah’a gu¨ven, sa’ye sarıl, hikmete ra^m ol. Yol varsa budur, bilmiyorum bas¸ka c¸ıkar yol.”

.  Mehmet Akif unutulmayanlardan biri olarak bu milletin aziz ve mu¨barek bir evladı olarak Hakkın, hakikatin sesini o¨mru¨ yettigˆince haykırdı.

Allah’ın Kuran’ı Kerim’de Mu¨slu¨manlara vaat ettigˆi gu¨nlerin en kısa su¨re de gele- cegˆine olan inancını belirtmis¸tir.

. Her ne kadar cephede savas¸mamıs¸ olsa da, cephe gerisinde halkı galeyana getirmis¸, mu¨cadeleye inandırmıs¸, o ruhu halka vermis¸ ve bas¸arılı olmus¸tu.

Efendim;

Onu bir kez daha   Yakinen tanımaya gayret edelim.

“Mehmet Akif’in annesi Emine Şerif Hanım. Aslen Buharalıdır.Tokat ‘ta doğmuş idi.

Babası Mehmet Tahir Efendi ise Arnavut idi. 

İlk tahsilini memleketinde yaptıktan sonra İstanbul’a gelmiş, medrese eğitimi almış ve müderris olmuştur.

Temizliğe önem verişi ve titiz oluşundan kendisine Temiz Tahir Efendi denmiştir.

Babası 1888’ de vefat etti.

Kendisi  Mısır’da  iken  1926 yılında annesi 90 yaşında vefat etti.

Mehmet Akif 20 Aralık 1873  de İstanbul Fatih Sarıgüzel  Mahallesinde doğdu. Geleneğe uygun olarak dört yıl, dört ay,dört günlük olunca mahalle mektebine

Gönderildi.

Ardından Fatih ibtidai Mektebine( ilkokul) başladı.Aynı yıl babasından da dini dersler ve Arapça eğitimi almaya başladı.

Fatih Merkez Rüştiyesine (ortaokul)  bitirdikten sonra Mülkiye  İdadisi’ ne 

(lise) yazıldı. 

Babası, oğlunun eğitimiyle çok ilgilenirdi.Sadece derslerine değil, temizliğine,kahvaltısına da dikkat eder okula hazırlardı.

Mülkiye. Mektebinin ikinci kısmına başladığı 1888 yılında babası ve Hocası Tahir Efendi’nin vefat etmesi üzerine, devam ettiği okulu bırakıp Baytar Mektebine yazılarak, kısa yoldan meslek edinmeyi tercih etti.On bes¸ yas¸ında kaybettigˆi babası hakkında; “Benim hem babam hem de hocamdır. Ne o¨gˆrendiysem kendisinden o¨gˆrendim.” demis¸tir. Ertesi yıl bu¨yu¨k Fatih yangınında evlerinin yanması aileyi yoksullugˆa du¨s¸u¨rmu¨s¸tu¨r.

 Mehmet Akif hayatında yas¸adıgˆı zorluklara ragˆmen asla pes etmemis¸, azmetmis¸ ve bas¸armıs¸tır.

Çocukluğunda başladığı Edebiyat, ilim sevgisi ona pek çok şiirler yazdırdı.

Okul yılları boyunca bir başka ilgi alanı da spor idi. Özellikle de güreş...

Halkalı Baytar Mektebini, 1893 Yılında birincilikle bitiren, Mehmet Akif, Ziraat Nezareti Umur-u Baytariye Islahı Hayvanat Müfettiş Yardımcısı olarak  göreve  başladı.

Mehmet Akif’in bilmemiz gereken

en büyük özelliği onun sürekli ilim peşinde koştuğu. Sahip olduklarıyla yetinmediği ve kendisini hep geliştirdiğidir.

Bu amaçla çocukluğundan itibaren Arapçayla ilgilendi ve Arapçayı mükemmel öğrendi, icazet aldı.

Memur iken  Kuran- ı Kerim’ i ezberledi. .

Bazı arkadaşlarının destekleriyle Farsça ve Fransızcayı mükemmel bir şekilde öğrendi.

İstanbullu Mehmet Emin Efendi’ nin kızı İsmet Hanım’la 1898 yılında evlendi.

Üçü kız, üç  de erkek olmak üzere altı çocuğu oldu.

Kızlarından Cemile, Ömer Rıza Doğrul ile evlendi.

Feride, Ford firmasının yetkililerinden Muhittin Bey’ le evlendi.

Küçük Kızı Suat Hanım ise Subay Ahmet Ali ile evlendi.

Erkeklerden İbrahim bir buçuk yaşında öldü.

Diğer iki oğlu ise Emin ve Tahir’dir.

Mehmet Akif  ailesine bağlıydı.Çocuklarını

Yetiştirebilmek için hep gayret etti.

Hiç kimseye haksızlık yapmayan,yapılmasına da Rıza göstermeyen Mehmet Akif 11 Mayıs 1913’te müdürünün haksız yere görevden alınmasına tepki göstererek Veteriner İşleri Genel Müdür Yardımcılığından istifa etti.

Böylece yirmi yıl süren memuriyeti sona ermiş oldu.

1914 ‘de devlet tarafından görevlendirilen bir heyet ile Almanya’ ya,aynı yıl Arabistan ‘ın Necit bölgesine gitti. Ekim ‘ de döndü.

Ağustos 1918 ‘ de çok önemli bir göreve getirildi.

Şeyhülislamlığa bağlı ilmi bir kuruluş olan Darül Hikmetil İslamiyye’  Üyesi ve başkatibi oldu. Bu cemiyetin yayın organı olan Ceride-i İlmiyye’ nin genel yayın yönetmeni oldu.

1922 Eylül başlarında TBMM kararıyla İslami Araştırmalar ve Telifler Akademisine üye seçildi.

İslam Şairi Mehmet Akif, gençliğinden itibaren edebiyat dünyasının içindeydi.

Bilinen elimizde olan en eski şiiri,  1892 ‘de on dokuz yaşındayken yazdığı “ “Destur” adlı şiiridir.

Kastamonu’ da Nasrullah Camii’ nde verdiği vaaz bir manifesto niteliğinde oldu, halkı galeyana getirdi.

Sadece Kastamonu  değil tüm Anadolu, Mehmet Akif’in vaaz ve hutbelerinin çoşkusu altındaydı.

Çünkü Eşref Edip’in çabalarıyla “Sebülirreşat”’ın Anadolu yayını Kastamonu’ da başlamış, dergi onbinlerce

Basılarak halka ve askerlere dağıtılmıştı.

O manevi  kahramandı.

7 Kasım 1920 ‘ de Genel Kurmay Başkanlığı’ nın isteği üzerine İstiklal Marşı için yarışma açıldı.

Yarışmaya 724 şiir katıldı.

Böylesi önemli bir yarışmaya ,para ödülü olduğu için M.Akif Katılmadı.

Şayet şiir birinci gelirse ödül vermeyeceklerine dair güvence vermeleri şartiyle Taceddin Dergah’ ında şiirini yazdı.

21 Mart 1921 de TBMM’ de Mehmet Akif’ in yazdığı İstiklal Marşı, ittifakla” Milli Marş” olarak kabul edildi.

Akif kırksekiz  yaşında “ İslam Şairi” olmanın yanısıra Milli Şair de olmuştu.

Mustafa Kemal Paşa, İstiklal Marşı’ nın okunduğu sırada, ayağa kalkmış, büyük bir çoşkuyla sevincini ifade etmişti. 

Yasa gereği kendisine verilen beş yüz liralık ödülü, Mehmet Akif “ Darül Mesai” adlı hayır kurumuna bağışladı.

Kurtuluş savaşı’ nda aktif olarak yer alan, milleti bilinçlendiren ve milletine ebedi  bir marş kazandıran Mehmet Akif, 1923 ‘ te

Meclisin yenilenmesi kararından sonra mayıs ayında  İstanbul’ a döndü.

Mehmet Akif elli yaşında İstanbul’ a dönmüştü.

Akif’in  dönüşü sonrasında Ankara da çok önemli Kararlar alındı.

Cumhuriyet İlan edildi(1923)

Halifelik kaldırıldı.(3 Mart 1924)

Şehriye ve Evkaf Bakanlığı kaldırıldı.

(1924)

Kurtuluş Savaşının bir numaralı savunucusu “ Sebilürreşat” kapatıldı.

Derginin sahibi ve yayın Müdürü Eşref Edip 

Tutuklandı.(1925)

Türbe ve zaviyeler kapatıldı.( 1925)

Memurlara şapka giyme mecburiyeti getirildi.(1925)

İsviçre Medeni Kanunu uyarlanarak kabul edildi.(1925)

Anayasa’ dan “ Devletin dini İslam’ dır.” İbaresi çıkarıldı.(1928)

Latin harfleri kabul edildi(1928)

Kuran harflerinin kullanılması yasaklandı.Okullarda Arapça dersler kaldırıldı.(1929)vs.

Bunlar Mehmet Akif’in anlamakta zorluk çektiği şeylerdi.

Ama tüm bunların, kendisinin sanki bir rejim yıkıcısıymış gibi muamele görmesi ve kendi ifadesiyle “ arkasından hafiye dolaştırılması” onu fazlasıyla perişan etti.

21 Şubat 1925 tarihinde TBMM kararıyla

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Kuran-ı Kerim meali tefsiri ve Hadis şerhi hazırlama kararı alındı.

Türkçe meal hazırlama görevide Mehmet Akif’e Verildi.

Hazırlayacağı mealin Elmalılı Hamdi Yazır ‘ın yazacağı tefsirle birlikte yayınlanması şartıyla kabul etti.

Kendisine bu görev verildiği sene Mısır’a hicret etti.

Sonunda 1929 

‘ da meali bitirdi.

Ancak meali teslim etmedi.

Bunun en önemli sebebi, hazırladığı Türkçe mealin , namazlarda okunma korkusu idi.

....

Bazı camilerde uygulanmaya da başlanan Türkçe ibadet meselesine alet olma endişesi idi.

1936 yılında, hazırladığı meali Yozgatlı müderris İhsan Efendi’ ye bırakarak “ dönersem senden alırım, dönemezsem yakarsın” diyerek  vasiyet etti.

İstanbul’ dan dönemiyen Mehmet Akif’ in bu vasiyeti 1961 yılında gerçekleşti.Müderris

İhsan Efendi ölüm döşeğindeyken, Mehmet Akif’ in kendisine bıraktığı Emaneti,  yakmalarını vasiyet etti ve böylece iki vasiyetde gerçekleşleştirilmiş oldu.

Üstat Mehmet Akif  Ersoy, Mısıra yabancı  değildi.1914 ve 1915’de kış mevsimini orda geçirdi, baharın İstanbul’a döndü.Fakat 1925 yılı sonunda gittiği Mısırdan vefatına beş ay kala 1936 Ağustos’unda döndü.

Mısır ikameti Akif’ in, yarı misafirlik yarı gönüllü sürgün  yeridir.

Hep Hilvan’da  kaldı. Hilvan’da Kahire’ye uzakça bir yerleşim yeriydi.

1929’dan 1936 ya kadar  süren,Kahire Camiatül Mısriyye Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Müderrisliğini hatırlatabiliriz .

1934 yılında kendisini Mısır’ da misafir eden, yakın dostu Abbas Halim Paşa vefat etti.Bu kendisini çok üzdü.

Çok geçmeden 1935 yılından itibaren de kendisi hastalandı.

Bir ara hava değişimi için Lübnan’a ve Antakya’ya gitti. Halk kendisine çok ilgi gösterdi.

Memleketinden ayrı vefat etme korkusu onu,İstanbul’a gelmeye sevk etti ve Akif bu hissiyatla kararını verdi.

17 Ağustos 1936 yılında özlediği vatanına ayak bastı .

Kendisini dostları gözyaşı ile karşıladı.

Tedavilerin fayda vermeyeceği anlaşıldı ama düzenli kontrolleri yapıldı.

Tarih 26 Aralık 1936 günlerden pazar ve saat 19.45 iken dünya bir  değerini daha kaybetti.

Üstad Mehmet Akif Ersoy,Mısır Apartmanın da gözlerini ebedi aleme açtı.

Resmi zevatın ilgisiz kaldığı cenazesini, üniversite öğrencileri sahiplendi.

İstiklal Marşı,dualar ve Kuran-ı Kerim’ler

eşliğinde eller üzerinde götürülüp defnedildi.

1960 ‘ da Akif’i’ in mezarı Edirnekapı Şehitliği’ ne naklolundu.

Allah rahmet eylesin . Amin...”

Bu özet;Üstad, Yazar  sayın Mehmet Nezir Gül beyefendinin eşsiz “ Duruşunu Bozmayan Adam Mehmet Akif Ersoy” adlı eserinden derlemeye gayret ettim.

Değerli Dostlar;

Bildiğiniz üzere,

Milletin Sesi Mehmet Akif;

“İslam birliği idealinin ancak hür ve bağımsız bir İslam ülkesi olan Osmanlı ve sonrasında Türkiye ile tezahür edeceğine inanmış; bu sebeple..kürsülerden, cami minberlerinden kulaklara, oradan da vicdanlara uzanan vaaz ve nasihatlarıyle kurtuluşun ancak mücadele  ile olacağını haykırmıştır .

....

Müspet bilimler öğrenimi gören bir islamcı olarak, Müslümanların çağın gereklerini iyi bilmeleri gerektiğini, her türlü bidat ve hurafeden sıyrılarak ; bilimle, fenle , çalışarak ataleti yenerek başarılı olacaklarını ve özgürlüklerini kazanacaklarını söylemiş, yazmıştır.

İstiklal Marşı, milli birliği kuvvetlendiren, milli duyguları çoşturan, vatan sevgisini,paylaşılan ortak değerleri ve ülküyü anlatan, yeni Türk Devleti’ nin bağımsızlığının önemli simgelerinden biri olmuştu.

İstiklal Marşı ile milli haykırış, direniş,heyecan ve meşru bir savaşın sömürgeciliğe karşı ilk kez verilişi  ortaya  konulmuştu.

Nesiller tarafından, milli birliğin canlı tutulabilmesi bu önemli olay ve şahsiyetlerin hatırlanmasından  geçmektedir.

Mehmet Akif Ersoy, milletinin geleceğine yön veren , milletinin sesi olan önemli şahsiyetlerden biridir. “

İfade edilmiştir.(Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi cilt:11,sayı:58, Ağustos 2018

Mehmet Akif Ersoy ‘un ölümü ve ölüm yıldönümü etkinlikleri, Sayın Prof. Dr.Yaşar Özüçetin, ve  sayın Kübra Karagöz )

Burdur Mebusu ve İslam Şairi Mehmet Akif,kocaman yu¨regˆi Allah ve Peygamber as¸kıyla yanar kavrulurdu. Rotası, Allah yolundaydı. Her is¸ini Allah’ın rızasını kazanmak ic¸in yapardı. Peygamberine en ufak so¨z gelsin istemezdi.

Değerli Dostlar;

Mehmet Akif bir tohumdu topragˆa du¨s¸tu¨; o yes¸erecek, filizlenecek ve boy verecektir. Onun ideallerinin ve eserlerinin yas¸atılmasının sorumlulugˆuna  hepimiz müdrikiz.

Onun işaret ettiği,

Asım’ın Nesli” demek; iman, irfan, fazilet ve bilgi ile donanmıs¸, karakterli, ahla^klı, kis¸ilikli vatanına milletine ve dinine sahip c¸ıkan, dahası bunları yu¨celtmek ic¸in tu¨m imka^nları seferber eden, bu yolda devamlı ilerleyen ve asla vazgec¸meyen nesil demektir. Mısır’da hasta yatarken bile aklında vatanı olan s¸airimiz, o¨zgu¨r bir millet ic¸in genc¸lere; “C¸alıs¸ın, c¸alıs¸ın ve benim tutmayan kırık kolum kanadımın yerini siz devralın.” der. Bizler de onun dedigˆini yaparak onun istedigˆi gibi bir nesil olmalıyız.

Niyet Hayır, Akibet Hayır olur .(Ali Semarkandi Hz.).İnşaallah

Kalın sağlıcakla,

Selam ve dua ile...

Adnan Yılmaz



Milletin, Sesi, Mehmet, Akif, Gündem Haberleri
Facebook Yorumları.
Okuyucu Yorumları.
  • 0 Onaylı Yorum
  • 0 Bekleyen Yorum


    Sen de Düşüncelerini Paylaş!
    Bu köşe yazısına henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...

Düşüncelerini Paylaş.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Gunaydinduzce.com sorumlu tutulamaz.